Sinema

Bunlar Bilmediğim Kelimeler

Aslında hikayemizin de bir hikayesi var ve şurada başlıyor. Tumblr’a eklediğim yukarıdaki fotoğraf, altına yaptığım “Jean Luc Godard” atıfı ve sonra film hakkında elmaliturtalıkahve ile aramızda başlayan kısa bir email trafiği…

Hemen sonra internet üzerinde bu film hakkında pek de ayrıntılı bir analiz, teori vs.  içeren bir yazı olmadığını düşünüp bu konuda bir yazı yazmak istedim nihayetinde aradan epey zaman geçti, bugüne kısmetmiş.

Not: Filmi izlemediyseniz okumanız normal olarak tavsiye edilmez bu yazıyı keza okuduklarınız filmi izlemeye başladığınızda sizi yönlendirebilir. Tavsiyem izledikten sonra okumanız ama yine de son karar sizin elbette.

Profesör Von Braun, Alfa 60 isimli bir bilgisayarın yönettiği, insanların mantıklı karar vermekten başka bir şanslarının olmadığı, mantıksız hiçbir kararı alamadıkları, mantıksız karar vermelerine neden olduğu tespit edilen duygu ya da eylemlerin ve bunlara ait ifadelerin yasaklanarak sık sık güncelleştirildiği Alphaville şehrini oluşturmuştur.
Bu şehirde insanlar mantıksız karar almalarına neden olacak neredeyse tüm duygulardan arındırılmış, duyguların ifadesi bile unutturulmuş birer robot gibi yaşamaktadırlar. Sistem aksine izin vermemek de ve ısrarcı olanları yok etmektedir. Bu kurguda Godard bize bir sistemi yıkabilecek şeyin aşk olduğunu, insanın duygularından arındırılıp sadece mantıklı olana karar verip buna göre hareket ettiğinde bir robottan farkı olmadığını…

İnsan olmanın mantıksız kararları da içinde barındırdığını söylüyor ki Alphaville dahilinde bu mantıksız ve yasaklanan kararlardan bazıları vicdan, üzülmek, aşık olmak…
Günümüzden bakarsak aslında aynı şeyleri yapmaya hevesli, benzer tepkiler vermenin gereksinim ve zorunluluk olarak sunulduğu, farklı düşünüp davranan insanların marjinalleştirildiği ve normal görülmediği, olabildiğince duygulardan arınmış olmanın en iyisi olduğu yönünde dikte edildiği aksi yapıdaki insanların yine ötekileştirildiği bir sistemde yaşadığımızı farketmek zor değil.
Günümüzde de tıpkı Alphaville’deki gibi insanlar hep mantıklı kararlar almak peşinde, çok zaman bunları istemeseler bile zorunluluk olarak kabullenmişler, “Bunlar bilmediğim kelimeler” diyen kadın karakterin son sahnede hatırladığı cümle aslında unuttuğunun unuttukça robotlaştığının hatırladığında normale dönüp insan olduğunun anlatımı.

Godard bize insan olmanın sadece mantık olmadığını ve bu sistemi duyguların ve duyguların en yoğunu olan aşk’ın yıkabileceğini söylüyor.

Aşk, genel itibariyle tanımlanması zor, çoğunlukla açıklanması da zor ve mantıksız kararların içinde yer aldığı bir süreç oluyor. Orgazm (filmde şehvet) esnasında da bir insan yoktur ki normal bir anda mantıklı karar verebileceği bir karar kendisine sorulduğunda mantığını bir yana koyup kendisinden istenen cevabı vermesin.

Aşk ve Orgazm ikisi de insanın olabildiğince mantıktan arındığı mantıksız kararlar alabildiği dönem ve anlar oluyor. Dolayısıyla Godard’ın sadece mantıklı kararları veren robot ve mantıklı yanısıra mantıksız kararları da verebilen insan tezinde benim yüklediğim fotoğraf ile godard ilişkisi; aşk, şehvet ve nihayetinde sistemin yıkılışı.
Alphaville dönüştürebilen bir aşk filmi, bilim kurgu sanan robotlar da yok değil.

Standart
Tepkisel

Kredi Kartı kullanım hakkımız engellenemez

Son yaşadığım olay ile birlikte bu konuda bilgilendirme ihtiyacı duydum herkesi. Büyük Alışveriş Merkezleri ve büyük Market zincirlerinden ziyade görece daha küçük Marketler, sadece Tekel ürünleri satan Marketler ya da küçük Mahalle Marketlerinde alınan ürünlerin ücretlerini Kredi Kartı ile ödemek istediğimizde çok zaman “20 tl aşağısını nakitle alıyoruz, Kredi Kartı kabul etmiyoruz”, “Tekel ürünlerini Kredi kartı ile vermiyoruz” vb. daha bir sürü sebep ile nakit ödemeye zorlanıyoruz.

Pos Cihazı

Tüketici olara bizi çok zaman zor durumda bırakan bu durumu kabul etmek zorunda değiliz keza bu, İşletme sahiplerinin yasal dayanaktan yoksun keyfi bir uygulaması. Bu konu 5464 SAYILI BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU Madde 17’de düzenlenmiştir.

Madde 17 – Üye işyerleri, kart hamillerinin yapmış oldukları mal ve hizmet alımlarının bedelini banka kartı ya da kredi kartı ile ödeme taleplerini kabul etmek zorundadır. Bu zorunluluk indirim dönemlerinde de geçerlidir. Üye işyerleri, kart hamilinden kartın kullanılması dolayısıyla komisyon veya benzeri bir isim altında ilave bir ödemede bulunmasını isteyemez. Bu hükme aykırı davranılması halinde, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar tarafından üye işyeri sözleşmesi feshedilir ve bir yıl süreyle yeni bir sözleşme yapılamaz.

Üye işyerleri, mal ve hizmet bedeli karşılığını banka kartı veya kredi kartı ile ödemek isteyen kişilerin imza gerektiren işlemlerde imza kontrolünü yapmak, kartın tahrifata uğrayıp uğramadığını kontrol etmek ve üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlarca kendilerine ulaştırılan bilgiler çerçevesinde kartın geçerliliğini tespit etmekle yükümlü olup, gerekli durumlarda kart üzerinde yer alan bilgilerle kimlik belgesi üzerinde yer alan bilgileri karşılaştırmak üzere geçerli bir kimlik belgesi ibrazını talep etmek ve harcama belgesi üzerindeki bilgilerle kredi kartı üzerindeki bilgileri karşılaştırarak kontrol etmekle yükümlüdür. Bu kontrollerin yapılmamasından doğan zararlardan üye işyerleri sorumludur.



Herhangi bir işletme eğer ki Pos Cihazı bulunduruyorsa ve siz aldığınız herhangi bir ürünün ödemesini Kredi Kartı ile yapmak istiyorsanız, işletme bu ödemeyi ürün türü, ürün miktarı ya da fiyatını göz önüne almaksızın kabul etmek zorundadır keza Pos Cihazı’na 5464 SAYILI BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU çerçevesinde sahiptir ve bu kanuna uymak zorundadır.

Aynı Kanun’un 40. Maddesinde de İşletmenin 17. Madde dahilinde Kanuna aykırı uygulamaları için “Cezai Sorumluluk” düzenlemiştir.

ÜYE İŞYERLERİNİN CEZAÎ SORUMLULUĞU

Madde 40 – Bu Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasına, 18 inci maddesindeki banka kartı ve kredi kartı ile işlem yapıldığını gösteren işaretleri kaldırma yükümlülüğüne ve 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasına aykırı hareket eden üye işyerlerinin işlerini fiilen yöneten görevli ve ilgili mensupları bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.

Böyle bir geri çevrilme olayı yaşadığınız zaman yapmanız gereken, İşletme sahibine “Pos Cihazına 5464 SAYILI BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU çerçevesinde sahibi olduğunu ve davranışının bu kanunun 17. Maddesine aykırı olduğunu, yapmak istediğiniz ödemeyi kabul etmesi gerektiğini aksi halde bu davranışının ceazi sorumluluğu olduğunu… Bu Cezai sorumluluğun Pos Cihazı sözleşmesinin iptaline ve 1 sene tekrar sözleşme yapamayacak olmasına ve aynı kanunun 40. maddesi gereğince 1000 güne kadar adli para cezası ödemeye kadar uzanabilecek sonuçları olduğunu belirtin”

İşletme sahibi hala Kredi Kartı ile ödeme yapmanıza hala izin vermiyorsa ilgili İşletmeyi Tüketici Mahkemesi’ne şikayet edin.

Standart
Fotoğraf, Tepkisel

Farklılıklar Bizi Birleştirir.

Farklılıklar Bizi Birleştirir

Duvarlar bazen yıkıldığında gelir özgürlük bazense ifade özgürlüğünün yaşanamadığı zamanlarda varlıkları kurtarıcıdır.

İstanbul Taksim’de bir ara sokağın duvarları aslında bu toplumun “Farklılıklar bizi birleştirir” noktasında çoktan uzlaştığını gösteriyor.

“Büyük Fotoğraf” a tıklayarak ya da buraya tıklayarak küçük fotoğraflara ulaşabilirsiniz.

Standart
Gündem, Tepkisel

İran’ın (Sonucu belli) Seçimi ve Sonrası

Iran’da geçtiğimiz günlerde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, mevcut Cumhurbaşkanı Mahmoud Ahmadinejad ile Hussein Mousavi arasında bir seçim yarışı oldu. Aslında Iran’da seçimlerin nasıl şartlarda, hangi ilkesizliklerle yapıldığı konusunda ufacık da olsa bilgi sahibi olan her insan bilir ki oy  vermek seçimin sonucunu değiştiremez.

Iran’da geçtiğimiz sene yapılan “Genel Seçimler” in de hangi şartlarda ve nasıl yapıldığını ve pek tabi nasıl sonucun önceden bilindiğini buraya tıklayarak ayrıntılı olarak okuyabiliyorsunuz.

Support Mousavi I

Bu kez, seçimlerin zaten bilinen sonuçlarına biat, 3. dünya ülkelerindeki gibi olmadı. Değişim yanlısı olan Hussein Mousavi’ye oy veren onbilerce kişi sokaklara döküldü. Yumruğu yukarıda olan bu kızın temsil ettiği o kadar çok simge var ki, İslami Darbe yapanların bu gidişin kendileri için hangi yöne olduğunun fazlasıyla farkındalar.

Support of Mousavi II

i12_19370059[1]

Support of Mousavi III

Mousavi destekçilerinin, taşıdıkları “Benim oyum Nerede” pankartları, verdikleri oylara sahip çıkmaları ve seçimlerin tamamen yenilenmesi talepleri, İran Darbe Muhafızları’nın uyguladıkları şiddetle karşılanıyor.

Support o Mousavi IV

Özellikle Twitter’ın son olarak Iran’da yasaklanması ile kendi aralarında da haberleşmekte sıkıntı çeken Perslerin yeni nesil değişim isteyen ateşli çocukları bugün yasağa rağmen twitter’da yarattıkları trafikle dünyadaki pek çok insanın dikkatini çekebildiler, buraya tıklayarak twitter’da bugün yaratılan trafiğe ve taleplerine ulaşmak hiç zor değil.

i38_19379493[1]

Yazıda kullandığım fotoğraflara buradan ulaşıp bakabilirsiniz, bazı fotoğraflar benim midemi kaldıracak derecede vahşilik içerdiği ve bu yazıyı okuyacak kişiye böyle bir sürpriz yapma hakkım olmadığını düşündüğüm için bu sefer böyle oldu.

Fotoğrafların tamamına bakılmasını tavsiye etmemekle birlikte yazılan yorumların tamamının okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Özellikle bir şekilde Internete ulaşmayı başarmış Iran’da yaşayanlar ve ülkesini terk etmek zorunda kalmış insanların Iran özlemine.

Yorumları da buradan okuyabilirsiniz, okumalısınız.

Standart
Uncategorized

İktisat Bölümü mezunundan neden Bankacı olmaz

Bankacı

Anadolu Üniversite’nin bir çok öğrenciye göre efsane hocalarından olan, fanatik Fenerbahçeli hocası, (Maç olduğu zaman ders bile iptal eder) sevgili İlyas ŞIKLAR anlatmıştı.

Eskişehir’de ismini vermeyeceğim bir Banka çeşitli kademelerde istihdam edeceği adayları mülakata almış, mülakata normal olarak İktisat, İşletme, Kamu Yönetimi bölümleri mezunlarının yanında İngiliz Dili Edebiyatı mezunları da başvurmuş.

Mülakatlar tamamlandıktan sonra adaylar arasında sonunda seçimler yapılmış ve karar verecek kişi adaylara geri bildirim yapmış yine yüz yüze görüşme ile.

Beklenen olmamış ve İktisat, İşletme, Kamu Yönetimi bölümü mezunları mülakatta elenirken İngiliz Dili Edebiyatı mezunu olanlar Bankacı olarak işe alınmış.

Kararı veren ise bunu şöyle gerekçelendirmiş, “Ben sizleri işe alabilirdim lakin sizlere 6 ayda İngilizce öğretemem ama İngilizce bilen arkadaşlarımıza 6 ayda Bankacılık öğretirim”

Standart
Tepkisel

Sosyal sorumluluk : Youtube’a Özgürlük

youtube_logo

Geçen sene, olaylı 1 Mayıs , aslında olaylı demek hatalı oldu… Polis şiddetini iliklerimize kadar hissetiğimiz 1 Mayıs sonrasında televizyon ve internette bir sürü şiddet görüntüsünü görüyorduk, göremeyenler de pek tabi öncelikle youtube, dailymotion gibi sitelerde arıyorlardı.

Ne olduysa oldu aç, kapa, aç, kapa yapılan youtube 1 Mayıs’dan üç dört gün sonra bir engellendi pir engellendi. Hala da ses seda yok, o dönem bu “şiddet görüntülerinin izlenmesine engel olunmak için kapatıldı” gibi sığ yorumlara da neden oldu pek tabi ama bu yorumlardan daha sığ olanı hala engelin kaldırılmamış olması.

Geçtiğimiz günlerde Youtube engelinin 1. senesini doldurduk, tam da bu sırada bu kez Dailymotion isimli Fransız lokasyonlu video paylaşım sitesi ikinci kez kapatıldı.

Bu kapatılmalar konusunda, kapatma kararını veren kişilerin Internet’ten habersiz yaşadıklarını varsaydığımdan Internet tabanlı yapılan hiçbir şeyin yararı olmayacağını düşünüyorum. Olsa şimdiye kadar olurdu zaten.

Bir çok Blog yazarı, kendi hazırladıkları “Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir” giriş sayfalarına koydular, “Internet’e sansür değil sürat gerek” gibi başarılı bir sloganla yine kullanıcılar protestolar yaptılar. Sözlük, hala da duran siyah bir bant ile logosunu kapattı. Sonuç? Kesinlikle sıfır !

Neler yaptık? Çeşitli teknik yollarla youtube’a girmeyi başardık, hosts ayarlamaları yaptık, dns adreslerimizi değiştik, opendns diye bir şeyi keşfettik, daha neler neler web’de gizli gezmeyi sağlayan siteleri sırf youtube için kullanmaya başladık.

Kısacası özgürlüğünün kısıtlamasına tepki koyan hemen herkes bir şekilde youtube’a girmeyi başardı. Eminim ki hala bunu isteyip de başaramayan insanlar bir yerlerde var.

Ülkemizde artık, insanlarnı youtube’a girmesini sağlamak resmen bir “Sosyal sorumluluk projesi” haline geldi. Kendimi en azından “Okul yaptıran Burjuva” kadar mutlu hissediyorum ben de aşağıda eklediğim “Youtube’a Özgürlük” bilgisiyle.

hosts

Burada yer alan dosyayı indirip masaüstüne kaydedelim. Daha sonra bu dosyayı Copy/Paste ile aşağıdaki klasörün içine yapıştıralım.

C:\Windows\System32\drivers\etc

Orada daha önceden duran ve pratikte bize bir yararı olmayan “hosts” dosyasının yeni hali sayesinde artık youtube giriyor olmalıyız.

Standart
Fazlaca kisisel

Benden Akademisyen olmaz.

519168933_2b692c1cb5_b

Yaklaşık beş senedir kendimi akademik çalışmalara verdim ve bu zaman diliminde  ilk kez bugün mutsuz olduğumu farkettim. Bitirilmesi gereken bir tez var önümde, bir ya da iki ay içinde teslim edeceğim. Bundan sonrası için başka bir kariyer planı yapmam gerektiğine neredeyse artık eminim.

Bilim öyle bir şey ki, öğrenmek ve sonrasında öğrenilecek yeni bir şeyler ortaya koymak, başkasının öğrenmesi gereken kurallar ile bunu sunmak, insanı çok fazla heyecanlandırıyor ama bu iş burada yazmaktan hatta insanın hayatında çok değer verdiği şeylerden zor ve çok  ilgi istiyor…

Bir sevgiliden bile daha fazla çaba gerekiyor sonuç alabilmek için. Sürekli hafızayı yenilemek, yenilenen bilgilere göre yeniden düşünmek bazen her şeyi en baştan düşünmek, beslenirken de bilimi beslemek. Ne yazık ki sevgili gibi size ilgi göstermiyor, eğer bir süre de olsa ilgisiz kalırsanız o bir süre sonrasında “sizi tanıyor muyum” diye bile sorabiliyor.

Untitled

“Akademisyen olmak için asosyal olmak gerek” noktasına varmak istemiyorum ama bu işe baş koymadan önce hiper bir sosyal varlık olmasam da gayet de normal şartlarda sosyal bir insandımdır. Bir süredir kendime bakınca tanımakta zorlanıyorum. Aslında bu sosyal olmadığım anlamına da gelmiyor ama “eskiden..” diye başlayan cümleler çok kurmaya başladığım kesin.

2307905381_d3fff69732_o_d[1]

Amacım Akademik kariyer için illa asosyal olmak gerekiyor demek değil başta da söylediğim gibi… Bunun altını özellikle çizmem gerek ki kimse alınmasın (alınacak insanlar var).

Esas ulaşmak istediğim nokta “Bilim” in hakettiği saygıdır. Yok mudur hiç bir şey üretmeden Akademik hayatına devam eden, hiç de gocunmayanlar?Elbette var ama bu Akademisyenliğin ruhuna aykırı. Bilim insanı dediğimiz kişi bilime yeni bir şeyler katmak, üretmek, o bilimi öğrenenleri güncellemek zorunda… Yapamıyorsa ya da yapmıyorsa bu iş yerine başka bir iş yapmalı. İşin gerçeği böyle olmuyor tabi, ne başka iş yapıyor ne de bir şey üretiyor, başkalarının kuyusunu kazmak için her türlü şeyi yapması da cabası.

175660712_21b46fca8b_o

Nihayetinde düşündüm… Bir bok üretmeden sadece etrafa koku yayarak durmak yerine -ki bu işe başlarken ki amacıma şiddetle ters bir durumdur bu- plan değişikliği yapmak.

Ne, daha yüksek puan almak için her oturumunda hazır bulunduğum ALES, ÜDS için hissettiğim heyecan ne de okuldan gelince yeni makaleleri okurken hissettiğim heyecan hiçbirini artık hissetmiyorum.

Tam da bu yüzden “Benden akademisyen olmaz.”

Standart