Gündem, Tepkisel

İran’ın (Sonucu belli) Seçimi ve Sonrası

Iran’da geçtiğimiz günlerde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, mevcut Cumhurbaşkanı Mahmoud Ahmadinejad ile Hussein Mousavi arasında bir seçim yarışı oldu. Aslında Iran’da seçimlerin nasıl şartlarda, hangi ilkesizliklerle yapıldığı konusunda ufacık da olsa bilgi sahibi olan her insan bilir ki oy  vermek seçimin sonucunu değiştiremez.

Iran’da geçtiğimiz sene yapılan “Genel Seçimler” in de hangi şartlarda ve nasıl yapıldığını ve pek tabi nasıl sonucun önceden bilindiğini buraya tıklayarak ayrıntılı olarak okuyabiliyorsunuz.

Support Mousavi I

Bu kez, seçimlerin zaten bilinen sonuçlarına biat, 3. dünya ülkelerindeki gibi olmadı. Değişim yanlısı olan Hussein Mousavi’ye oy veren onbilerce kişi sokaklara döküldü. Yumruğu yukarıda olan bu kızın temsil ettiği o kadar çok simge var ki, İslami Darbe yapanların bu gidişin kendileri için hangi yöne olduğunun fazlasıyla farkındalar.

Support of Mousavi II

i12_19370059[1]

Support of Mousavi III

Mousavi destekçilerinin, taşıdıkları “Benim oyum Nerede” pankartları, verdikleri oylara sahip çıkmaları ve seçimlerin tamamen yenilenmesi talepleri, İran Darbe Muhafızları’nın uyguladıkları şiddetle karşılanıyor.

Support o Mousavi IV

Özellikle Twitter’ın son olarak Iran’da yasaklanması ile kendi aralarında da haberleşmekte sıkıntı çeken Perslerin yeni nesil değişim isteyen ateşli çocukları bugün yasağa rağmen twitter’da yarattıkları trafikle dünyadaki pek çok insanın dikkatini çekebildiler, buraya tıklayarak twitter’da bugün yaratılan trafiğe ve taleplerine ulaşmak hiç zor değil.

i38_19379493[1]

Yazıda kullandığım fotoğraflara buradan ulaşıp bakabilirsiniz, bazı fotoğraflar benim midemi kaldıracak derecede vahşilik içerdiği ve bu yazıyı okuyacak kişiye böyle bir sürpriz yapma hakkım olmadığını düşündüğüm için bu sefer böyle oldu.

Fotoğrafların tamamına bakılmasını tavsiye etmemekle birlikte yazılan yorumların tamamının okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Özellikle bir şekilde Internete ulaşmayı başarmış Iran’da yaşayanlar ve ülkesini terk etmek zorunda kalmış insanların Iran özlemine.

Yorumları da buradan okuyabilirsiniz, okumalısınız.

Reklamlar
Standart
Gündem

1968, Paris’e dair…

1345664639_f2480af026_b_d[1]

1 Mayıs deyince öncelikle Paris gelir aklıma, hep. Şimdi, aşkın şehri olarak anılan bu şehrin,1 Mayıs ile anılmasında 1968 Mayıs ayında sokaklarda esen romantik Sosyalizm rüzgarının hiç mi etkisi yoktur acaba? Öyle bir rüzgar ki içine ne kadar şiddet sokulsa da Devlet tarafından ya da gelin adını koyalım devlet terörizmi bu romantik insanlara uygulansa da şiddetini artıran bir rüzgar…

Esen bu şiddetli rüzgarın kalbi Sorbonne Üniversitesi merkeziydi. Güvenlik güçlerinin hedefi olan öğrenciler neredeyse bir Dünya savaşı sonrası gibi harabeye dönmüş olan caddelerde sindirilmeye çalışılmıştı.

Savaş dedik ya, altını dolduralım bu kelimenin, boşa savaş demedik… Miğferlerle, kalkanlarla, el bombalarıyla donanımlı, bu işkenceden kurtulmaya çalışan öğrencilerin arkasından el bombası atan polis, sağ kalanları da gözaltına alıyordu…

1346562078_bab3b58bca_b_d[1]

Paris hala 40 yıl önceki bu savaşın izlerini taşıyor olmalı (Paris’de hiç bulunmadım), amaçlarına en alt düzeyde ulaşanlar da olmuştu bu mücadele sırasında, Sorbonne üniversitesi öğrencileri açtıkları Anarşizm bayrağının uzun süre dalgalanmasını sağlamışlardı.

1968 1 mayısında Sorbonne Üniversitesinde toplanan öğrenciler dünyayı değiştirebileceklerine inanmışlardı, en azından Fransa’yı. Dünyanın her yerinde olduğu gibi savaş boyutunda bir şiddet gördüler, sindirilmek istendiler. Romantizmlerine şiddet karıştı.

Şimdiki öğrenciler işte o dönem sindirilmek istenen kişilerin çocukları ve bu eylemlerinin içine şiddet karışmış romantikler şimdi çocuklarını geri tutmak için çaba gösteriyorlar, bir makalede 1 Mayıs 1968 yılında Sorbonne Üniversitesi’ndeki gösterilerde bulunmuş şimdilerin ebeveyni olan eski bir Aktivistin kızı, annesini kendisini bu bilinçten uzak tutmak istediği için “hain” olmakla suçluyor… Peki şimdilerin öğrencileri o 1968 Mayısındakinden daha mı ateşli, daha mı romantik, daha mı inanmış devrimciler? Değiller ise hain kim ? Ebeveyn mi? Ebeveynin kızı mı? Devlet mi?

1346556702_c2543f70f1_b[1]

Yarın yeni bir 1 mayıs, 1968’in bu unutulmaz acı veren, bir o kadar da insan da heyecan yaratan Mayıs’ından sonra yeni bir Mayıs.

Tüm komünistlerin, Sosyalistlerin, İşçilerin, Emekçilerin, Sınıf Bilinci’nin farkına henüz varmamış, varamamış, vardırılmamış insanların 1 Mayıs’ı, “Yeni bir Mayıs” olsun, “Yeni bir 1 Mayıs!

1968 parisine dair …

Not: Bu yazı aynı zamanda  ek$i sözlük’te de yayınlanmıştır.

Fotoğraflar

Standart
Gündem

Londra’da savaşın teması, “Bu krizi siz ürettiniz, bedelini de siz ödeyin.”

Küresel Finansal krizden çıkış için yol arayan liderler Londra’da G20 zirvesinde toplandı, 1.1 trilyon $ kaynak paylaşımı içinde anlaşıldı. Krizin faturasını ödemek zorunda kalan emekçiler ise Londra sokaklarında savaş ilan etti. Oldukça ses getiren gösterilerde en çok dikkat çeken ise çalıştığı şirketler batarken bile primlerini isteyen Ceo ve Bankacıların kuklalarının yakılması.

Piyasada sorunun büyük bir kısmını açığa satış işlemlerinden kaynaklandı başlangıçta. Hisselerin düşüşe geçeceğini düşününen yatırımcı bu hisseleri vade sonuna kadar satıyordu oraya buraya. Bir de bu işi Güney Kore’ye bile bu satışları gerçekleştirecek düzeyde Lehman Brothers var. O ona , o ona karşılıksız borçlarını satarken bir de baktık tıkandı ve patladı bu sanal para takası.

Daha da ayrıntıya girip zaten bilinen şeyleri bir de ben tekrarlamayayım. Nihayetinde Sınırsız ve kuralsız işleyen Vahşi Kapitalizm sonunda iflas etti ama Liderlerin onu gömmeye şimdilik pek niyeti yok gibi, işçiler gömene kadar.

g01_18515423

g02_18490235.jpg

g03_18480891.jpg

g04_18492485.jpg

g05_18477963.jpg

g06_18489419.jpg

g07_18501443.jpg

g08_18500863.jpg

g09_18517419.jpg

g10_18503017.jpg

g11_18502305.jpg

g12_18503249.jpg

g13_18508213.jpg

g14_18509345.jpg

g15_18504491.jpg

g16_18507209.jpg

g17_18504537.jpg

g18_18505835.jpg

g01_18515423

g19_18502577.jpg

g20_18508755.jpg

g21_18503941.jpg

g22_18505027.jpg

g23_18506151.jpg

g24_18502133.jpg

g25_18507163.jpg

g26_18503893.jpg

g27_18507159.jpg

g28_18506529.jpg

g29_18506895.jpg

g30_18506897.jpg

g31_18507011.jpg

g32_18502587.jpg

g33_18506877.jpg

g34_18507151.jpg

g35_18506379.jpg

g36_18517895.jpg

Standart
Gündem, Sinema, Tepkisel

“Hint fakiri” hala “Hint fakiri”

Slumdog Millionaire

Slumdog Millionaire’i izledim, izlediğimden beri de gözlem yapıyorum özellikle basılı yayınları ve dergileri hep aynı övgü ya da eleştirilere kilitlenip kalmış metinler vardı, ta ki Büşra Akdoğan’ın Batının sefaletle imtihanı başlıklı yazısını okuyana kadar.

Yazının sorguladığı konu aslında benim filmle ilgili yazacaklarıma güzel bir zeminve “Filmin Oscar almasını neden istemedim?” soruma yanıt veriyor.

İstemememe rağmen tahminim kazanacağı yönündeydi ve öyle de oldu. Film’in Oscar ile ödüllendirilmesinin ve insanların filmin etkisinde kalmasının temel nedeni, dünyadaki yoksul insanları sadece tespit eden ama onlar için bir şey yapmayan insanların, sürekli tespitini yaptığı yoksul hayatlardan birisinin başarı hikayesiyle sonuçlandığını görmesi ve içsel olarak bir şey yapmış gibi hissederek kendisini rahatlatması.

Bu filmi fizleyen herkes yoksul insanlar için bir şey yapmış gibi içsel bir huzur buluyor. Verilen Oscar’ı da bunun devamı olarak görüyorum.

Slumdog Millionaire

Ama malesef büyü bozuldu… Filmde oynayan o yoksul insanların filmden kazançları meğer sadece 30.000 $’lık daireymiş. The Guardian gazetesinin bu haberini okuduktan sonrası rahatlayan ruh için tam bir hayak kırıklığı. Bu hayatı değişmiş gibi sandığımız ve bizi sosyal sorumluluğumuz yerine getirmişcesine huzura erdiren bu insanların yoksulluklarının hikayesiyle, yönetmene, senariste, oyunculara, sinema salonu sahiplerine milyonlarca $ kazandırması  ve kendi hayatlarının aynen devam ediyor olduğu gerçeği… Yine bilinen son bütün olarak olmasa da kırıntılı olarak bizimle.

Slumdog Millionaire

Yoksul daha da yoksul zengin daha da zengin olmaya devam ediyor, biz de yoksul insanların hayatlarını sadece konuşmaya devam ediyoruz.

Standart